Yazılı köyü yolları
A. ALMACA : Merhaba, Yazılı köyünün yol olmaktan çıkmış olduğu yorumuna ben de katılıyorum. Mevcut asfalt diye nitelendirilen yolun bir an önce düzeltilmesini umuyorum. Ayrıca Mezarlık yolu olarak bilinen yağmur yağdığında araçların hareket bile edemediği yol (yol diyemeyeceğim) bir an önce elden geçirilmeli gerekli yerlere künkler konulmalı ve asfalt yapılmalı. Bunu sayın yetkililerimizden istirham ediyorum. Saygılarımla..

koy yollari hakk
h.altiokka : Yazili koyunun yollari Yol olmaktan cikmis,keci yoluna donmustur.hukumetin sadece belli koyleri degil,tum ilce koylerini irdeleyip esit hizmeti goturmesi gerekmezmi?

Arapgir postası
nevgiz : Fethi Gemuhluoğlunu anma töreninde Arapgir Postasının olmamayışı çok manidardır.Fethi Gemuhluoğlu ki yazma orucunu Arapgir postasında bozmuş. Arapgir postası onun için hep önemli olmuştur.

BAŞARILAR
HAMZA ÇALGAN : ÇOK DEĞERLİ MESLEKTAŞIMIN MİLLİ EĞİTİMDE OLDUĞU GİBİ BELEDİYE HİZMETLERİNDE DE BAŞARILI OLACAĞINDAN EMİNİM.AYRICA PARTİMİZE DE BUNCA YIL EMEK VERMİŞ BİR ARKADAŞIMIZI BÖYLE BİR HİZMETE LAYIK GÖRDÜĞÜ İÇİN HALUK BAŞKANIMIZA DA AYRICA TEŞEKKÜR EDERİZ. HAMZA ÇALGAN HEKİMHAN MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ...

bassagligi
H.ALTIOKKA : Tüm Arapgirlilerin başı sağolsun.Sayın Aslanoglu gerçekten caliskan ve milliyetçi bir kimliğe sahipti.allah gani gani rahmet eylesin.


ali sağlam : memleketimize hayırlı uğurlu olur işallah emeği geçenlere teşekkürü bir borç biliriz..

resimler
Nihat AYDIN : sayınyetkili haberlerinizde kullandığınız resimler çok belirsiz lütfen daha net ve çok resim yayınlr mısınız

Arapgir Türkülü halk oyunlarının derlenmesi
veysiALEMDAROĞLU : Arapgir türkülü halk oyunlarınının derlenmesi konusunda bana yardımlarını esirgemeyen sayın belediye başkanımız Haluk CÖMERTOĞLU na teşekkürlerimi sunarım

Tebrik
Selman SAĞLAM : Allah hayırlı etsin...

guuzel
iismail : cok gzl olmus kurtlar vadisi hakkinda da yazn..

ANKARA
YAZARLAR »

 Elif Esra ATALAN -  Efkâr-ı Ney
16 Aralık 2013 Pazartesi
İNSANCIK OYUNU

 

 

İnsan tanrıya oyunlar oynuyor. Bir an Tanrının yüceliğini, ilmini unutmuş, kendini tanrının tahtına oturtmuş, hükmünü insan boyunlarına giydirmiş vaziyette kendince tanrıcılık oynuyordu. Garip… Tepelerle, dağlarla dolu bu yeryüzünde kimse seyredemiyor kendini. Hâlbuki biraz yüksekten baksalardı kendilerine vazgeçerlerdi tanrı olmaktan, vazgeçerlerdi bu oyundan. Zamanın bu kadar hızlı akmasına rağmen insan denilen beşeriyet, kendini dünya zindanına kelepçelemiş, müebbetlik hükmünü fermanına yazmış, tüm pencerelerini ebediyete kapatmış vaziyette prangalar eşliğinde hayata özgür adımlar attıklarını zannederek mutlu oluyorlar. Hüküm giymiş duygulara kanaat edip, asıl özgür olan duyguları görmezden geliyorlar. Her gün aynı şeyleri yapmaktan bıkmayan bedenleri gittikçe mahkumiyete alışmakta, özgürlük, renklerini unutmakta… Maviye, yeşile olan sevda azalmakta… İnsan koyunun en tenhasında karanlıkta kalmakta….

 

Kan gölünde kokteyllerini içen güruh bu oyunun başkahramanı. Tanrıtanımazlığın inşasını yaparken bir bir yıkıyorlar imanla örülmüş bedenlerin inşasını. Hâlbuki anlasalar yegâne Tanrıyı hala bu oyunu oynamaya devam ederler miydi hiç bilmiyorum. Bu kadar kıyım varken diğer insanların susmasına da anlam erdiremiyorum… ‘Kâbil’ ile başlayan bu zulüm tekerrür ediyor tarihte. Dosyalar mühürlü bir bir. Her rafta bir kıyımın kıyameti var. Vicdanlara da mühür vurulmuş sanki. Çünkü bu uzaktan gelen ses insanlığın, zulmün sesi…  Kulaklarda kuklaların oyunu oynanıyorken, dünya arenasında insanlığın kıyımı vizyona girmiş; ama kulaklıklar sesleri nefeslerimize, haykırışları seslerimize, sancıları nefislerimize geçiremez olmuş, insanlık bir kış gününde donup durmuş…

 

Hızla akan zamanda bir yerde takılmış tarih, tekerrür karışmış insana. Kerihlik öpmüş nizamın anlından, inkâr saklanmış gönüllere, her an yeni bir başkaldırış ve yeni uluhiyetlikler çıkmaya başlamış gün sözüne…

Ama şuna da inanıyorum ki; Ne pahasına olursa olsun, sonunda kapımız ölüme açılacak, belki bir nil de akacak hayat hikâyemiz, bir nilin derinliklerinde boğulacak tanrının giydirdiği çehremiz. Kulluk diye yanarken secdemiz, bir nilin suyunda yıkanacak seccademiz…

Umursamaz suretlerde umut ve bir yangının boşluğunda sonsuzluk… Bir notanın dramında yaşam…

Ne düşünürsen düşün, elbet gelecek bu bilinmeyen çıkış, acı veren hakikat, seni duymayan sırat… elbet bir gün gelecek, gelecek… İste o zaman hak adalet tecelli edecek, insanlık uluhiyet iddiasından vaz geçecek , insanlık bir mahşerin kalabalığında zulmünün emanını dileyecek…

 

 

YAZARIN TÜM YAZILARI
Facebook ta Paylaş

Henüz yorum yapılmamış...
Bu yaz Arapgir'e gidecek misiniz?






İlçemiz Gocu (Aktaş) Köyü Dişterik mezrasından Ali Sağlam'ın eşi Havva Sağlam tedavi görmekte olduğu hastanede perşembe günü vefat etmiştir.(19/02/2016)
haberarapgir.com - 2011 © Her Hakkı Saklıdır.